Göktürkler,ölen kişiyi önce civarda kurdukları bir çadırın içine koyup,ardından çocukları,torunları,çanak çomalak,atlarına binip etrafında yedi kez döndükten sonra çadırın kapısının önüne gelerek bir bıçakla suratlarını kesmeye başlarlardı.
Bu şekilde kanlı gözyaşları dökerek bağıra çağıra ağlarlardı.artık ölünün acısındanmı yoksa bıçağın acısından mı ağladıklarını bilemiyoruz.bu kan revan arasında kalış yetmezmiş gibi ,bir de bu töreni tam yedi kez tekrar ederlerdi.
Daha sonra kendilerinin belirledikleri belirledikleri bir günde,ölünün sağ iken bindiği atını,eşyalarını ve kendisini bir yere toplayıp bir kibrit gibi cayır cayır yakarlardı.sonra bu külleri alıp kışın ya da ilkbaharda bir mezara gömerlerdi.bu esnada sahneye gene kendilerini yakmaya meraklı akrabalar çıkar ve bıçakla suratlarını doğrayarak kanlı kanlı ağlarlardı.merasim bitince geri kalan suratlarıyla evlerine geri dönerlerdi.
gelelim küleri gömdkleri mezara...
Nihayet bir mezar kazarlar ve külleri gömdükten sonra mezarın üstüne ölünün sağken yaptığı savaşları tasvir eden resimleri çizerlerdi.ve eğer ömründe tek bir adam öldürmüşse,mezarın üstüne bir taş koyarlardı.bu inanışa göre,ölen adamın öldürdüğü kişi ya da kişilerin ,öte tarafta onun hizmetçisi olacağı gibi bir hüsnü kuruntuya sahiptirler.
Demin küllerini mezara gömerlerdi dedik ya,o iş bittikten sonra ölünün ne kadar atı varsa kesip,ölü aşı gereği bir güzel yerler ve beygirciklerin kafalarını kazıklara kakarlardı.
Bir de türklerin yapmadığı,ama başkalarının yaptığı bir gelenek de var;
Bu ölü aşının ilk ilkel hali ,Tayga ormanlarında yaşayan,aman iyi ki de orada yaşayan şamanist bir kabile tarafından yapılıyordu.
Kabilenin kadınları,çocuklarına ya da koyunlarına bir hastalık geldiğinde,hemen mutfakta ne kadar içki ve yemek varsa kapıp soluğu en yakın mezarlıkta alırdı.herkes kocasının kabrine gidip toprağın üzerine içki ve yemek dökerek ,''Al zıkkımlan!'' der gibi ''Al ye iç.Bize dokunma.Hain seni!hala doymadın.''diye bağırırlardı.
Bu sahne aynı zamanda,bu yelloz kadınların,kocaları dünyadayken de ''Hain,şerefsiz seni.yedin başımı,hayatımı mahvettin!''diyerek kocalarının başlarını yiyip,o mezarda bulunuş sebeplerini açıklamaktadır.
çiğdem can'ın'' galiba hiçbirimiz bu düntadan sağ kurtulamayacağız'' kitabından alımnıştır...